İstismar ile ilgili maddeler
Genel kavramlar
Şiddet / Baskı
Gücün kötüye kullanımı / Zulüm
Fiziksel istismar
İşkence
Çocuk istismarı
Aile içi şiddet
Psikolojik istismar
Küçük düşürme / Gözdağı verme
Grupça saldırmak / Kabadayılık
Nefretli konuşma / Manipülasyon
Takipçilik / Sibertakipçilik
İlişkisel saldırganlık
Ebeveynsel yabancılaşma
Psikolojik işkence / Zihin kontrolü
Toplumsal veya bireysel sakınma
Zor yollu ikna / Taciz
Cinsel istismar
Ensest / Çocuk cinsel istismarı
Tecavüz / Cinsel taciz
Çocuk istismarı / Aile içi şiddet
Yaşlı istismarı / İş yerinde şiddet
Tutuklu istismarı
Hayvanlara uygulanan ÅŸiddet
Polis ÅŸiddeti
İnsan deneyleri
Ağır bedensel ceza
EriÅŸkin Koruma Hizmetleri
Aile içi şiddet , bir aile üyesinin; diğer üyesi veya eski üyesine karşı fiziksel ya da psikolojik olarak hükmetme ya da zarar vermesidir.
Fiziksel istismar ve çocuk istismarı; aile içi şiddetinin de bir parçası olabilir. Ancak çocuklara karşı yapılan şiddet eylemleri, çocuk istismarı altında incelenir. Her ne kadar göz ardı edilse de; fiziksel ve cinsel şiddet istismarlarının %90'ı aile bireyleri tarafından yapılmaktadır.[1]
Yurt dışında; ve Türkiye'de Aile içi şiddet'e bakış açısı oldukça değişiktir. Bir çok toplum ve dini inanışlar arasında da farklılıklar bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde aile içi şiddet'de mağdur %35 oranında erkektir; ancak büyük bir çoğunluğu eşikayette bulunmazlar. [2] İngiltere'de ise bu rakkam %16.6 civarındadır.[3] Amerika'da mahkemeye intikal etmiş şiddet eylemlerin %95'i kadınlara karşıdır.[4]
Bir çok modern toplumda; aile içi şiddet fiziksel seviyede ise kriminal bir suç olarak değerlendirilir. Ekonomiksel, duygusal, zihinsel, sosyal ve ruhani baskıların karşılğı olarak da yüksek tazminat bedelleri ödemeye mahkum edilirler.
1992'de Avrupa Birliği'nde yapılan araştırmaya göre; her 4 katından 1'i hayatları süresince en az bir kez aile içi şiddetle karşılaştığını söylemiştir.
Avrupa Birliği standartlarına göre her 7500 kadına bir sığınma evi kurulması mecbur tutulmuşken; Türkiye'de toplam dokuz kadın sığınma evi vardır. Bu da ortalama 3 milyon kadına bir sığınma evinin düştüğünü gösterir. SODEV araştırmasına göre; mevcut sığınma evleri de güç koşullar altında çalışmaktadır. Belediyeler ise; açılan bir çok sığınma evini kapatmıştır.[5]
Bu vesile ile Türk Kadınlar Birliği, Türk Anneler Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı, AÇEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı, Roteryenler, Lions ve Soroptimistler gibi dernekler kendi özverileriyle Türkiye'de mağdur kadınlara yardım etmeye çalışmaktadır.
T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun 1995'de yaptığı araştırma doğrultunda; aile içi şiddete uğrayanların %80'i yapacak fazla bir şey olmayacağına inanır. İlkkaracan'ın 2000 yılında yaptığı araştırmaya göre de; Türkiye'nin doğu ve güneydoğu'sunda kadınların %50.8'sinin rızaları olmadan evlendirildiğini söylemiştir.[6]
14 Ocak 1998 tarihinde kabul edilen 4320 sayılı kanun aile içi şiddete karşı ülkemizde aile şiddeti mağdurları için yazılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk 75 yılında ise benzeri bir kanun varolmamıştır, mevcut olan kanun da aile şiddeti mağdurları tarafından genelde bilinmemektedir.
Bu kanuna göre; aile şiddetinde mağdur olanın Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmesi ve Sulh Hukuk Hakimi'nin kabulu doğrultusunda kusurlu eş hakkında kanunumuza göre sırasıyla şu işlemlere başvurulur:
Aile içi şiddeti mağduru 6 ay daha eşiyle beraber yaşaması önerilir, ve bu 6 içerisinde durum değişmezse tutuklanacağı eşine iletilir.
Ancak; eşin şiddeti tekrarlaması halinde, mağdur tekrar Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurur; ve Sulh Ceza Mahkemesi'nce kamu davası açılır. Bu durumda da eş 3 ila 6 ay arasında hapis cezası ile cezalandırılır, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu'na göre de; çoğu zaman bu suç para cezasına çevirilir.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi; mevcut kadınların aile içi şiddeti mağdurlarını korumadığını; aksine ölümlerine sebebiyet verecek şekilde uluslarası standartlardan uzak olduğunu iletmiş; bir çok kez kanunun geliştirilmesi ve değişmesi için başvurularda bulunmuştur.[8]
Benzeri girişimlerde bulunan İzmir Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi ise; baro tarafından kapatılmıştır.[9]
Avrupa Birliği ile uyum süreci içerisinde; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu yardımı ile aile içi şiddeti hakkında niteliksel ve niceliksel araştırmalar yapılacaktır ve Ulusal Eylem Planı geliştirilecektir. Bu proje; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ile yapılacak ve Kasım 2006'da başlaması öngörülmektedir. 4320 sayılı kanun ile sonuçlanan son Başbakanlık araştırması 1995 yılında yapılmıştır.[10]
Aile içi şiddeti 4 ana başlık altında toplayabiliriz.
Aile içi şiddet, başlıca üç başlık altında incelenir. Sosyal, Psikolojik ve Biyolojik olarak da incelenebilecek bu kategoriler; tam açıklaması ile Fakirlik (Sosyal), Güç ve Kontrol isteği(Psikolojik), ve Biyolojik (Alkol ve Uyuşturucu) başlıklarında incelenebilir.