Darüşşafaka, (Şefkat Yuvası) Kapalı Çarşı'daki çırakları eğitmek için "Cemiyet-i Tedris-i İslamiye" (İslam Okutma Kurumu) adıyla ve 30 Mart 1863 tarihli Padişah fermanı ile, mali durumu olmayan yetim çocuklara karşılıksız eğitim vermek amacıyla kurulmuş öğretim kurumudur. 1873 yılında faaliyete geçmiştir.
Darüşşafaka’nın temelinde, devletin en üst düzey bürokratlarının kurduğu “Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye” yatar. Bu kuruluşun başlıca hedefi Osmanlı toplumunda İslam unsurunun gelişmesidir.
Cemiyet 1863’de Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Sadrazam Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Sadrazam Sakızlı Ahmet Es’ad Paşa, Matematikçi Vidinli Tevfik Paşa ve Ali Naki Efendi tarafından kurulur. İlk girişimleri, Beyazıt, Koska’da Valide Mektebi (Emetullah Kadın Mektebi)’ni açmak olur. Bu girişim Ebubekir Paşa Mektebinde şube açılarak ilerletilmiştir.
Cemiyetin gelişmesiyle birlikte daha büyük ölçekli bir okulun kurulması gündeme alınır. Seçenekler arasından Fransa’daki “Prytanéé Militarie De La Fleshe” denemesi örnek alınarak, kız-erkek İslam yetimlerinin eğitim görecekleri Darüşşafaka kurulur (1873). Tanzimat’ın başından beri, Osmanlıların karşılaştıkları problemlerden biri, sivil bürokrasinin yeniden üretilmesindeki yetersizliktir. Böylece daha önce vakıflar eliyle yürütülen eğitim hizmetleri “Maarif-i Umumiye Bakanlığı1 kurularak merkezileştiriliyor. Ayrıca rüştiyelerin nitelikli memur yetiştirmekte yetersiz kaldığı görüşünden hareketle bir dizi üst kademe okul açılıyordu.
Mekteb-i Mülkiye (1859), Mahrec-i Erkani (1862), Darül Muallim-i Sıbyan (1862), Erkan-ı Harp (1864), Galatasaray (1867), Darülfünun (1868), Askeri Tıbbiye (1869), Darülmuallimat (1870), Kız Sanayi Mektepleri (1870), Darüşşafaka (1873).
Tanzimatla birlikte “Osmanlılık” yeniden yorumlanmaktadır. “Yeni Osmanlılar”, başta eğitim olmak üzere tüm alanlarda gayrimüslim halklarla rekabete girişirler. O dönemde Osmanlı topraklarındaki 10 yüksekokul, 46 lise ve 1450 diğer ilk ve orta dereceli yabancı okulda 61.678 öğrenci eğitim görmektedir. Bunlardan başka, hükümetin denetimi dışında kalan, Rum Ortodoks, Ermeni ve Yahudi toplumuna ait yaklaşık 10.000 okulda eğitim sürmektedir.
Bu durum, Osmanlıları harekete geçmeye zorlayan faktörlerden biridir. Kendisini bu gelişmelerin olumsuz etkilerinden korumak ve sivil bürokrasinin iyi eğitilmiş insan gücü ihtiyacını karşılamak üzere; eğitim örgütlenmesini yaygınlaştırır, denetim dışı kalan eğitim kuruluşlarına sınırlamalar getirir. Bu okulların öğrenci seçimlerine kısıtlamalar getirmek, Osmanlı okullarında ön eğitim şartı uygulaması ve izinsiz açılan misyoner okullarının kapatılması vb. son aşamada da Müslüman çocuklarının yabancı ve azınlık okullarında eğitim görmesini teşvik eder. Dolayısıyla yeni Osmanlılar gayrimüslim unsurların direnciyle karşılaşır. Örneğin Galatasaray Sultaniyesi girişimi Rus Elçiliği ve Papalığın engellerini görür. Ancak proje Fransızların da desteği ile gerçekleşir. Bu kez gayrimüslimler, çocuklarını bu okula göndermemekte bir süre direneceklerdir. Ancak sonuçta öğrencileri çoğunlukla yabancılardan ve gayrimüslimlerden oluşan bir imtiyazlılar okulu niteliğine bürünecektir.
Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye’nin bu dönemde özgün bir model olan Darüşşafaka’yı kurmasının, yukarıdaki tarihsel çerçevede değerlendirilmesi gerekir.
Ancak Darüşşafaka modeli eğitimde fırsat eşitliğini hedefleyen sosyal dayanışmacı yönüyle tarihimizde bir ilktir.
Darüşşafaka 1873’de belli bir eleme yöntemiyle öğrenci alımına başlamıştır. Öğrencilerin okula nasıl seçildiklerini ise bilinmemektedir.
Öğrencilerin %63’ünün İstanbul kökenli olduğu ve büyük oranda okulun yakın çevresi olan Fatih ve Eminönü semtlerinden geldikleri görülür. Ancak %20’ye varan bir oranda da özellikle 19. Yüzyılda Osmanlı hakimiyetinden çıkmış olan bölgelerden gelenlerin yoğunluğu göze çarpar. Bu öğrencilerin okula giriş tarihleri genellikle Balkanlardaki askeri yenilgileri takip etmektedir.
Darüşşafaka’nın Anadolu ve uzak Osmanlı eyaletlerinden seçilen öğrenciler %40’a yakın bir oran oluşturmaktadıR. Memleketlerinden, aile ve sosyo-kültürel ortamlarından büyük ölçüde kopan bu çocuklar tabii olarak Darüşşafaka’ya kuvvetle bağlanırlar. Bu bağlılık okula yüklenen işlev ve hedeflere bağlılık olarak devam etmiştir. Böylece bir anlamda bürokrasinin insan kaynakları bu sadık gençler tarafından garantilenmiş olmaktadır. Bu yönleriyle Darüşşafaka modeli klasik “devşirme” yöntemine benzetilebilir.
İL/BÖLGE ÖĞRENCİ SAYISI ÖĞRENCİ ORANI
SEMTLER ÖĞRENCİ ORANI
ÜLKE/BÖLGE ÖĞRENCİ SAYISI
Meslekler; 1881-1927 1928-1961 1962-1986
Bu dökümün çıkarılmasında Darüşşafakalılar Rehberi’nden yararlanılmış, ancak 1881-1927 tarihleri arasında değerlendirme yapılabilmiştir. Osmanlı dönemi mezunlarına ait kayıtlarda öğrencilerin nereden geldiklerini görmek mümkündür. Örnek: “Yeniköylü” Halim – Süvari Komiseri.
Bu dönemde Darüşşafakalıların mesleklerine ve fiilen yaptıkları işlere bakıldığında, bunların %86 oranındaki çoğunluğunun devlet kadrolarını oluşturulduğu görülür. Mezunların yalnızca %14’ü kendi hesabına veya özel sektörde çalışmaktadır. Kamuda çalışanların %15’i ise yüksek ve yönetici memuriyetlere atanmışlardır.
Bu dönem mezunlarının %25’i telgraf ve posta nazırlıklarında, %15’i öğretmen olarak, %13’ü de gümrüklerde görevlidir. Hükümet Düyun-u Umumiye örgütünün muhalefetine karşın gümrük sisteminde reformlar gerçekleştirmek üzere çalışmalara girişmiş; reformların uygulanmasında bürokratlara düşen payın önemini düşünerek seçkin bir kadrolaşmaya gitmiştir. Darüşşafakalılar bu kadrolaşma içinde de yoğun olarak yer almışlardır.
Telgraf, imparatorluğun 1854’de Kırım Savaşı ile birlikte girmiş, 1860 yılında hayatı kısa süren “Telgraf Mülazım Mektebi” kurulmuştu. 1880’de telgrafçıların, en gelişmiş eğitim kurumları olan Galatasaray ve Darüşşafaka’da yetişmesi hedeflenmiş, ancak Galatasaray’ın elit kökenli öğrencileri telgraf memuru olmaya yanaşmayınca Darüşşafaka aynı yıl programına elektrik derslerini dahil etmiş, matematik ve fizik eğitimine ağırlık vererek iki yıl içinde telgraf fen mektebine dönüşmüştür.
İlk ve orta öğretim kurumları yaygınlaşarak tüm imparatorluğu kaplar hale gelmiştir. En çok gereksinim duyulan mesleklerden biri de öğretmenliktir. Görüldüğü gibi, Darüşşafakalılar, sivil bürokrasi neye gereksinim duyduysa oraya yönlendirilmiş ve nitelikli kadrolarda istihdam edilmişlerdir. Bütün bu olgular, bürokrat yetiştirme konusundaki darboğazı aşmak için başlatılan çabada Darüşşafaka modelinin başarısını göstermektedir.
Galatasaray Lisesi, imtiyazlı öğrencilerin eğitim gördüğü bir okul olarak, devletin bürokrasisine, ihtiyaç duyduğu alanlarda kaynaklık etmekten uzaktır, mezunlarının en başarılı olanları Düyun-u Umumiye’de görev almayı seçeceklerdir.
19. Yüzyıl ve 20. Yüzyıl başında Osmanlı toplumunun geçirdiği sosyo-ekonomik değişim Cumhuriyetin kurulması ile hızlanmıştır. Darüşşafaka da kendini sürekli olarak yenilemiş ve çağın koşullarına uyum sağlayarak toplumsal işlevini devam ettirmiştir. Cumhuriyet dönemindeki en önemli değişim 1955 yılında İngilizce tedrisata geçilmesi ve 1971’de kız öğrencilerin de kabul edilmeye başlanmasıdır. Cumhuriyet dönemi mezunlarının mesleki tercihleri ve sektör seçimleri, ekonomik yapıdaki değişimlerle paralellik gösterir.
“Telgrafçılık ve gümrükçülük” örneğinde olduğu gibi bir tercih zorlaması olmaksızın, ön plana çıkan meslek dallarına eğilim söz konusudur.
Özel sektörde veya kendi hesabına çalışanların oranı Osmanlı döneminde %14 iken, 1928-1961 döneminde %46’ya, 1962-1986 döneminde ise %80’e ulaşmıştır. Özel ve kamu sektöründe üst kademe yöneticisi konumundaki Darüşşafakalıların oranı, giderek özel sektöre kaymıştır. Ekonomi, işletme, pazarlama, bankacılık gibi ekonomik gelişmelere paralel olarak ön plana çıkan alanlarda çalışanların oranı 1928-1961 dönemi mezunlarında %17 iken, 1962-1986 döneminde bu oran %30’a çıkmıştır (Tablo 2).
Üniversite seçiminin sınav engeline takılmaya başladığı 1970’li yıllarda Darüşşafakalılar başarılı bir performansla öne çıkarak en fazla tercih edilen mesleklere adım attılar. Bu yıllarda az sayıda lisede İngilizce öğretim yapılıyor olması büyük bir avantaj sağlıyordu. Bugün durum her iki açıdan da farklıdır.