Eskişehir, Türkiye'nin Orta Anadolu'da bulunan bir şehri ve Eskişehir İli'nin merkezidir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi sayesinde bir öğrenci kenti görünümündedir.
Eskişehir, tarihi dönemler içinde Anadolu'daki ünlü merkezlerden biri olmuştur. Kentin ilk kuruluş yerinin neresi olduğu tartışmalı olmakla birlikte birçok Anadolu şehrinden farklı olarak ilk kuruluş yerini büyük ölçüde değiştirmeden gelişmiştir.
İlk ve ortaçağlarda adı Dorlion (Dorileaum) olan kentin ilk yerleşim yeri hakkında üç bölgeden söz edilir. Bunlar, şimdiki çarşı yakınında sıcak su kaynakları civarı, ovanın ortasındaki Şarhöyük ve güney batıdaki Karacaşehir mevkiidir. Porsuk Çayı'nın yaratacağı taşkınlıklardan ve çevresindeki bataklıkların yol açacağı sıtmadan, ayrıca dışarıdan gelecek saldırılardan korunmak için plato yamacının hemen önünde Odunpazarı adı verilen sahada yeni bir yerleşim yeri oluşmuştur. İlk ve ortaçağda Eskişehir, Batı Anadolu'da büyük bir uygarlık kuran Friglerin egemenliğine girer. Burası bugün Eskişehir, Afyon ve Kütahya illeri arasında kalan dağlık bölgeyi kapsamaktadır.
M.Ö. 334'te Büyük İskender, Anadolu'ya girerek Persleri mağlup ettikten sonra Frigya, İskender'in egemenliğine girdi. Eskişehir il sınırları içinde yer alan Şarhöyük (Doreylaion), Balhisar (Pessinus) ve Karahöyük (Midaion) Frigya'nın önemli kentleri olarak tarihte yerlerini alırlar.
Bu topraklar daha sonraki yıllarda Romalıların eline geçmiştir. 395'te İmparatorluk Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılınca Eskişehir yöresi Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sınırları içinde kalmıştır. Hristiyanlaşma sürecine giren Bizans'la birlikte kentte toplumsal yapıda önemli değişimler yaşanmıştır. Şehir istilalara maruz kalmadığı dönemlerde havasının güzelliği ve sıcak su kaynaklarının varlığı ile Bizans İmparatorlarının avlanma, dinlenme ve sayfiye şehri olmuştur. İmparatorluğun verdiği önemle bu bölge gelişmiş ve bu gelişme içinde Sivrihisar (Justinyanopolis) gibi yeni kentler kurulmuştur.
8. yüzyılın başında Arap işgaline uğrayan Eskişehir kısa bir süre sonra tekrar Bizans'ın egemenliğine girmiştir. Selçuklu Sultanı Mesud, 1147'de Eskişehir önünde 2. Haçlı ordusunu yenmiş, Türkler 1196'dan sonra yöreye tamamen hakim olmuştur.
13. yüzyılda zayıflayan Selçuklular Eskişehir ve çevresini Ertuğrul Bey'e vermiştir. Kent daha sonra Osmanlı Devleti'nin kurucusu Ertuğrul Bey'in oğlu Osman Bey'in yönetimine girmiş, Bizans'a karşı yürütülen savaşlarda bir üs olmuştur. Bu yönüyle merkezi Eskişehir olan Sultanönü Sancağı Osmanlı Devleti'nin ilk yerleşim sahası olmuştur. Ancak Anadolu'da tam bir Osmanlı hakimiyetinin kurulması ile Eskişehir parlak günlerini kaybetmeye başlamış ve Fatih'in ilk zamanlarına kadar Ankara Beyliği'ne bağlı bir sancakken 1451, 1831 yılları arasında Kütahya Beylerbeyliği'ne, 1841'de Bursa Eyaleti'ne bağlanmıştır.
Eskişehir 19.yy ortalarından itibaren değişmeye başlamıştır. Osmanlı Rus Savaşı ardından kente yerleşen göçmenler ve 1894 yılında işletmeye açılan Bağdat Berlin demiryolu bu değişimi yaratan en önemli iki etkendir.
Bu iki olayın etkisiyle nüfus artmış mali alanda gelişmeler kentin büyük bir idari yapıya dönüşmesine yol açmıştır. 2. Meşrutiyet'in ilanından sonra bağımsız sancak olan ve Almanlar tarafından kurulan Cumhuriyet öncesi ilk Cer atölyesi ile sanayi alanında Eskişehir, atılım yapan ender Anadolu kentlerinden biri olmuştur.
Milli mücadele yıllarında şehrin Anadolu'daki tarihsel olarak sahip olduğu stratejik konumu belirleyici olmuş düşman işgalinden kurtarılması zorunluluk haline gelmiş, Türk birlikleri şehri kurtarmış ve Batı Cephesi Komutanlığı'nın karargah yeri Eskişehir olarak seçilmiştir. Şehir çevresinde İnönü, Sakarya, Kütahya gibi Kurtuluş Savaşı'nın önemli çarpışmaları gerçekleşmiş, ancak kent içinde bir çarpışma olmamıştır.
Bir yıldan fazla Yunan işgali altına giren kent 2 Eylül 1922 tarihinde karşı taarruzla tekrar ele geçirilmiştir. Yunanlılar geri çekilirken Çarşı ve Hıristiyan mahallelerini ateşe vermiş, Tuz Pazarı, Taşbaşı, Reşadiye Camii'nin bulunduğu yerler, İstasyon caddesi ve Bağlar caddesi tamamen yanmıştır.
Cumhuriyet döneminde 1925 yılında il olan Eskişehir hızlı bir kentleşme yaşayarak çok yönlü bir kent haline gelmiştir. Kent hem eski alanı hem de yeni alanlar üzerinde büyük mahalleler ile sarılmıştır.
Osmanlı döneminde ilk sanayi kuruluşuna ev sahipliği yapmış olan Eskişehir, Cumhuriyet döneminde de Şeker Fabrikası, DDY Cer Atölyesi, Tayyare Bakım Atölyesi gibi kamu yatırımlarının yanı sıra özel yatırımlarla da gelişmesini sürdürmüştür.
Yüzey şekillerinin ana çizgilerini 700-800 m yükseklikteki ovalar ile bunları birbirinden ayıran bazı dağ sıraları ve platolar oluşturur.İlin kuzey kesiminde, derin Sakarya vadisinin Güney kesiminde büyük kesimini billurlu kayalardan oluşan Doğu - Batı doğrultusunda Sündiken dağları (uzunyatak tepesi 1786m) uzanır.Güney - Batı kesimini, üzerinde bazı dorukların (Türkmen dağı 1826 m,Göktepe 1780 m) yükseldiği çeşitli yaştaki kayaçlar üzerinden uzanan Yazılıkaya platosu kaplar.İl topraklarının ortasında Sivrihisar dağları (Uluçukurun tepesi 1819m) Kuzeybatı'dan Güneydoğu'ya doğru uzanır. Bu kabarılar arasında Kuzey'den Güney'e doğru Sakarya vadisi, Porsuk çayının izlediği Eskişehir ovası ve onun Doğu uzantısı ile Sakarya'nın kaynak kollarının akaçladığı yukarı sakarya ovaları gibi daha alçak, çevrede neojen, ortaları alüvyonla kaplı kesimler yer alır. İl, karı kurak ve karasal bir iklim alanındadır. Kışlar soğuktur. (Eskişehir Ocak Ortalama -0,3 oC); Sıcaklık -20 oC'ın altına düşebilir, yazları nispeten kısa ve sıcaktır. (Temmuz Ortlaması 21,5 oC ). Dağlık kısımlar dışında yıllık yağış tutarı 400 mm dolayındadır. (Eskişehir yıllık ortalaması 375 mm'dir.); Kış en yağışlı, yaz en kurak mevsimdir. Dağlık alanlarda meşe,kızılçam ve karaçam'dan oluşan ormanlar oldukça geniş yer kaplar. Buna karşılık ilksel bitki topluluğu büyük ölçüde tahrip edilmiş olan ovalar bozkır görünümündedir.
Eskişehir'de nüfus yoğunluğu (km2'ye 44) İl düzeyinde Türkiye ortalamasının altındadır. Ama,nüfus önemli birer tarım alanı olan ovalarda toplanmıştır.Kentsel nüfus oranı %67 ile oldukça yüksek, ama bub %85 kadarı il merkezinde yaşar. İkisi dışında (Çifteler,Sivrihisar) ilçe merkezlerinin nüfusları 4-5 bin dolayındadır. Nüfus artış oranı da (%0 18,7) Türkiye ortalamasının altındadır. İl Merkezi dışında, bazı ilçelerde nüfus çok yavaş artmakta, bazıları ise nüfus kaybetmektedir. Ekili yerler İl topraklarının %22 si gibi nispeten küçük bir alanı kaplar. Buna karşın Türkiye'nin tarım, özellikle tahıl bakımından önemli illerdendir. (yaklaşık 400 bin ton buğday, 330 bin ton arpa). Ayrıca büyük miktarda şeker pancarı (1milyon ton'a yakın), patates ve ayçiçeği üretilir. Sündiken dağlarının kuzeyindeki kuytu Sakarya vadisi özellikle meyve üretimiyle ünlüdür. Sakarya vadisinde bulunan köylerde ve mihalgazi,sarıcakaya ilçelerinde günümüzde seracılık hız kazanmış ve tarımda teknoloji kullanılmaya başlamıştır,sakarya vadisinde büyük önemi olan köylerden biride karaoğlan köyüdür. İlin çeşitli yerlerinde krom (Taştepe,Başören,Gündüzler,Alpu,Kavak), bor tuzları (Kırka), Lületaşı diye bilinen Manyezit (Merkez ilçe ve Mihallıççık), Perlit (Merkez İlçe, Seyitgazi) ve Asbest (Mihallıççık) yatakları vardır.
Eskişehir İl merkezinde toplanmış olan imalat sanayisi (motor, lokomotif, şeker, çimento, kiremit, besin gibi) çok çeşitli kolları kapsar ve Türkiye sanayii üretiminin katmadeğer olarak %1 kadarını sağlar. Güney marmara bölümü ve İçbatı Anadoludan gelen önemli kara ve demiryollarının kavşağı üzerinde bulunan ilin, İç Anadolu'nun kapısı olarak ulaşımda önemli bir yeri vardır.
Sakarya Nehri; Çifteler İlçesi'nin sınırları içinde yer alan "Sakaryabaşı" denilen yerden çıkmaktadır. Buradan çıkan su, önce Bardakçı Suyu ile, sonra Seydisu ve Sarısu ile birleşerek güneydoğuya doğru akar. Çakmak Köyü yakınında Ankara - Eskişehir arasında il sınırı olur ve kuzeye döner. Kıran Hamamı denilen yerde Porsuk Çayı ile birleşir ve kuzeye doğru akar. Sarıyer Barajı'ndan sonra akışı batıya döner.
Çatıören ve Kunduzlar barajlarından da yararlanılmaktadır.
2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 706 009 olan İl nüfusunun 557 028‘ i İl ve İlçe merkezlerinde 148 981’ i köylerde yerleşmiştir. Şehir nüfus oranı % 79, Köy nüfus oranı ise % 21 dir. İlin yıllık nüfus artış hızı binde 9.61 dir. Şehir nüfus artış hızı binde 15.41, Köy nüfus artış hızı binde –9.52 dir. Daha önceki nüfus sayımlarında da görüldüğü gibi İl ve İlçe merkezlerinde yaşayan nüfus miktarında artış olurken, köylerde yaşayan nüfus miktarında azalma olmuştur. Nüfus yoğunluğu il genelinde 51, İl Merkezinde 195 dir.
İnsanları birlik ve beraberliğe çağıran büyük düşünür, halk şairi, gönül adamı Yunus Emre yaklaşık 700 yıl önce Eskişehir'in Mihalıççık İlçesine bağlı Sarıköy'de doğup, burada bir süre yaşamıştır. Şiirleri "Yunus Emre Divanı" nda toplanmıştır. Şiirlerinde ahlak, din, aşk, kardeşlik gibi konuları işlemiştir. Türbesi Sarıköy, yeni adı ile Yunus Emre Beldesindedir.
İnsanları güldürürken düşündüren, düşündürürken güldüren ve onları üzmeden, hakikatı öğretmek için uyarılarda bulunan, fıkralarıyla dünya mizah literatüründe yerini almış olan Nasreddin Hoca, Eskişehir'in Sivrihisar İlçesi Hortu köyünde doğup, burada bir süre yaşamıştır. Doğduğu ev Hortu köyünde yeni adıyla Nasreddin Hoca Beldesindedir.
Türk-İslam tarihi içerisinde kahramanlığı ile destanlaşarak yerini almış komutan ve asker Seyyid Battal Gazi Malatya'da doğmuş ve ömrünün son zamanlarını Eskişehir'in Seyitgazi İlçesinde geçirerek burada ölmüştür. Türbesi ilçedeki bir tepe üzerindeki külliyede bulunmaktadır
Osmanlı Devleti'nin kurucusu ve Osman Gazi'nin kayınpederi Şeyh Edebali Karaman'da doğmuş ve yaklaşık 700 yıl önce Eskişehir'in İtburnu (yeni adı Uludere) köyünde yaşamıştır.malhatun bu köyden gelin olarak alınmış olup güllüpınar adlı pınarda ayaklarının yıkandığı rivayet edilmektedir. şeyh edebalinin hocası şeyh süleymanın türbesi bu köyde mevcuttur.
Hızır Bey'in oğludur. Sivrihisar kadılığı yapmıştır. 1486 yılında ölmüştür. Mezarı İstanbul Eyüp semtindedir.
Yeraltı suları ve sıcak su kaynakları açısından zengin olan Eskişehir ovasında yüzeyin yaklaşık 3-5 m altında bir su tabakası vardır. Günümüzde şehir kullanma suyu Porsuk Çayı'ndan sağlanmaktadır, ilk çağlardan beri sıcak su kaynaklarının önemli olduğu, bir sağlık ve kaplıca şehri olan Eskişehir ili sınırlan içinde çok sayıda sıcak su kaynağı, hamam, kaplıca ve içme bulunur.
Önemli sıcak su kaynaklan ise şehrin merkezinde bulunan ve "Sıcak sular" olarak adlandırılan bölgede toplanmıştır. Bu bölgede çok sayıda hamam bulunur. Hamam sularının ısısı 35 - 55°C arasında değişmektedir. Şehir merkezi dışında Hasırca, Kızılinler, Aşağı ve Yukarı Ilıca, İnönü, Çifteler, Ihsaniye, Alpanos, Hamam Karahisar, Sakarı ılıcası (Mihalgazi) Mihalıççık (Yarıkçı), Sivrihisar (Çardak Hamamı) da sıcak sular bulunur.
Yunan yazar Athenaios'un 200 yıllarında "...Dorylaion yakınlarındaki sıcak sular zevkle içilir..." diye yazması sıcak suların antik çağlardan beri bilindiğini gösterir
Eskişehir | Alpu | Beylikova | Çifteler | Günyüzü | Han | İnönü | Mahmudiye | Mihalgazi | Mihalıççık | Sarıcakaya | Seyitgazi | Sivrihisar